Haber

İyi Parti Rize İl Teşkilatı Valilik önünde Açıklamada bulundu: “Sözde Eğitim ve Barınma Merkezlerine bırakın hoşgörü göstermeyi, acilen kapatılmalılar…

GENÇAĞA KARAFAZLI

İyi parti Rize İl Teşkilatı Rize Valiliği önünde açıklama yaptı. Rize İl Lideri Kürşat Hacısüleymanoğlu, laik, çağdaş ve çağdaş eğitimin yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmasının da öncelikli talepleri olduğunu, vakıf ve cemaatlere bağlı eğitim kurumlarının kapatılması gerektiğini söyledi.

İyi parti Rize İl Müdürlüğü de ekonomik krizin velileri etkilemesi ve Öğrenci Andının kaldırılmasına tepki olarak ülke genelinde eş zamanlı yürütülen hareket kapsamında valilik giriş kapısında açıklama yaptı. Rize İl Başkanı Kürşat Hacısüleymanoğlu, 81 ilde eş zamanlı alanlarda olduklarını belirtti. Eğitim konusunun en önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Hacısüleymanoğlu, laik, çağdaş ve çağdaş eğitimin yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmasının da öncelikli talepleri olduğunu belirterek, vakıf ve cemaatlere bağlı eğitim kurumlarının kapatılması çağrısında bulundu. Hacısüleymanoğlu’nun okuduğu açıklama şöyle:

“ATATÜRKÇÜ, LAİK, MODERN VE BİLİMSEL EĞİTİMDEN HIZLA UZAK OLDUĞUMUZU GÖRÜYORUZ”

“2023-24 eğitim-öğretim yılı bugün 1. ders zilinin çalmasıyla başladı. Ülkemizin bekası için eğitim politikalarını ön planda tutan ve Cumhuriyet değerlerimizi her zaman içselleştiren GÜZEL Partililer olarak bugün sahadayız, sahadayız. Tıpkı burada olduğu gibi 81 ilde eş zamanlı olarak önünüzde, geçen yıl kamu kurumlarında 15 milyon 839 bin 140, özel kurumlarda 1 milyon 578 bin 233, özel kurumlarda ise 1 milyon 738 bin 198 öğrenci eğitim gördü. Açıköğretim kurumlarında eğitim görüyoruz.Birçok konuda olduğu gibi eğitim politikalarında da ipliğin ucunun eksik olduğunu, eğitimde de toplumsal değerlerimizin asimilasyonuna yönelik hassasiyetlerin olduğunu düşünüyoruz.Üzülerek bundan vazgeçildiğine şahit oluyoruz. Anayasamızda öngörülen, Atatürkçü, laik, çağdaş ve bilimsel, milli ve manevi değerlerin ışığında yeni nesiller yetiştirme amaç ve amacından hızla uzaklaştığımızın ve bunu istediklerinin bilincindeyiz. kozmik kriterlerden ziyade garip ideolojik amaçlar doğrultusunda şekillenmek.

“PEDAGOJİK FORMASYONU VE LİSANS EĞİTİMİ OLMAYAN KİŞİLERİN EĞİTİM VERMESİNE İZİN VERİLMİŞTİR”

“VAKIF, CEMAAT, DERNEK GRUPLARI VE BENZER DİN EĞİTİMİ ADINA FAALİYETLERDE BULUNULMASI EĞİTİM VE ÖĞRETİM SÜRECİNİ OLUMSUZ ETKİLER”

Şunu bilinmelidir ki; Vakıf, cemaat, dernek grupları vb. gibi din eğitimi veya değerler eğitimi adına Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı dışında bazı faaliyetlerin yürütülmesi ülkemizdeki eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkilemektedir. Çünkü bu tür faaliyetlerde bulunan grupların hangi müfredat ve programa uydukları bilinmiyor ve bu durum oldukça tehlikeli. Ne yazık ki bugün içinde bulunduğumuz eğitim sistemi birey yetiştirmeye değil, seçmen yetiştirmeye dayalıdır. Ülkemizde eğitimde ilk olarak köy enstitülerinin kapatılmasıyla başlayan erozyon, son yıl birçok köy okulunun kapatılmasıyla daha da derinleşti. Müfredat düzenlemeleri, yukarıda bahsettiğimiz Cumhuriyet değerlerinden uzaklaşmayı ve gizli gündemli bir kurgunun uygulanmasını hedeflemiş ve Türk eğitim sisteminde bilinçli bir yozlaşmaya yol açmıştır.

“MUTLU TÜRK’ÜM” ÇIĞLIĞINDAN RAHATSIZ OLANLARIN GERÇEK NİYETİ, BELİRTİLMEMİŞ HİZMETÇİLERE HİZMET EDEN BAĞIMSIZ BİREYLER YETİŞTİRMEKTİR”

Andımızın yargı kararına rağmen keyfi olarak yasaklanması bile Milli Eğitim ideallerimize en ağır darbelerden biri olmuştur. Çocuklarımız, ‘Ne mutlu Türk’üm diyenlere!’ diyor. “” çığlığından rahatsız olanların asıl amacının, kimliksiz zihniyete sahip, başkalarına hizmet eden bağımlı bireyler yetiştirmek olduğu açıkça anlaşılmıştır. Eğitimde temel felsefe, kaliteli eğitimin önünü açmak, fırsat eşitliğini sağlamak, devlet garantili parasız eğitime geçiş için çalışmak ve bunun sonucunda nitelikli gençler yetiştirmek olmalıdır. Geleceğin aydınlık bir Türkiye’sini kurmanın, insan hak ve özgürlüklerinin hakim olduğu, hukukun tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, adaletin herkes için tesis edildiği laik ve demokratik bir ülkede yaşamanın tek yolu bunların hayata geçirilmesinden geçmektedir. Milli eğitimde idealler.

“YASA DIŞI OLARAK AÇIKLANAN SÖZDE EĞİTİM VEYA BARINMA MERKEZLERİ, bırakın hoşgörü bir yana, HEMEN KAPATILMALIDIR.”

Laik ve bilimsel eğitim ilkelerine uygun politikalar üretilmelidir. Devletimizin hiçbir biriminin onaylamadığı sözde kaçak eğitim ve barınma merkezlerinin bırakın hoşgörüyü, derhal kapatılmasına yönelik süreçlerin gecikmeksizin yürütülmesi gerekmektedir. Yargı kararına rağmen yasaklanan ‘Andımız’ ülke genelinde yeniden okunmalı. Ailelere yük olan ağır kırtasiye giderlerinin devletimiz tarafından karşılanması, okul ve derslik sayısının yetersiz olması, dersliklerin kalabalık olmasından kaynaklanan sorunlar ortadan kaldırılmalıdır. Öğretmen açığı, atamasız öğretmen ders başına çalıştırılarak kapatılmalı, okulsuz köylerin ve taşımalı eğitim sisteminin sıkıntıları giderilmelidir.

“1 MİLYON 358 BİN ÇOCUK AÇLIK SINIRINDA VE OKULA AÇ GİDİYOR”

Biliyoruz; Türkiye’de ilkokul 4’üncü sınıf öğrencilerinin yüzde 40’ı, 8’inci sınıf öğrencilerinin ise yüzde 46’sı okula aç giderken, 1 milyon 358 bin çocuk açlığın eşiğinde. Bu nedenle UYGUN Partisi olarak okullardaki çocuklarımıza yönelik beslenme projesi geliştirdik. Şimdi Hükümete sesleniyoruz; hadi hadi oy Dönem içerisinde bize kopyalayarak verdiğiniz bedava yemek sözünü yerine getirin. Kısacası öğrencilerimizin beslenme sorunları mutlaka ele alınmalı, sağlıklı ve nitelikli bireyler yetiştirmek için eğitimimiz dünyadaki kozmik kalite standartlarına yükseltilmelidir. “Öğretmenlerin özellikle özel okullarda açlık içinde çalışmaları engellenmeli, velilere ekstra maddi ve manevi yük olan hizmet yüküne son verilmelidir.”

Kaynak: ANKA / Yerel

seydisehir-haber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu